KONSERLERDEN… Kadın Da Sert Ve Coşkulu Piyano Çalabilir

Mar 18

Bir piyanist düşünün, kadınların da erkek sanatçılar kadar sert, hızlı ve coşkulu piyano çalabileceğini dünyaya kanıtlamış.
Bu efsane piyanist, tahmin edeceğiniz gibi Arjantinli Martha Argerich. (Ülkesinde soyadını Argeriç olarak telaffuz ediyorlar)
Argerich’i ilk kez Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiği konserde izlemiştim.
Sahneye sıradan bir insan gibi çıkmış, izleyicileri içtenlikle selamladıktan sonra piyanosunun başına oturmuş ve bazen hırçın, bazen sükunetli bir şekilde çalmaya başlamıştı.
Aman Tanrım! Büyülenmiş gibi dinliyordum efsane sanatçıyı.
Parmakları tuşların üzerinde o kadar hızlı hareket ediyordu ki, onları izlemek için zorlanıyordum.
Argerich çalarken partisyondaki notalar hızla tükeniyor, koca Beethoven’in tadına doyamadan konçerto sonlanıyordu.
Olağanüstü bir teknik, büyüleyici bir yorum.
Efsane sanatçı inanılmaz güzel, etkileyici çaldığını sanki önemsemiyormuş gibi izleyicileri selamlayıp içeri girmişti.
İçinden geldiği gibi özgürce hareket eden bir tavır içindeydi.
Çünkü o iyi müzisyendi ve her deha müzisyen gibi kendine özgü bir insandı.
Hayran kalmıştım Argerich’e…
Keşke daha sık dinleyebilsek bu eşsiz piyanisti.
Ama o kadar uzak bir ülkede yaşıyor ve dünyanın 5 kıtasına yayılan konser takvimi o kadar dolu ki.

***

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası kadar çile çeken ikinci bir orkestranın dünyada olduğunu sanmıyorum.
Tarihi geçmişi olan orkestranın bir salonu olmadığı gibi çalışmalarını da Üsküdar’daki tütün deposundan bozma bir mekanda yapmak zorunda yapıyor.
Yine iddia ediyorum ki, Türkiye’den başka dünyanın hiçbir ülkesinde bir orkestra bu kadar sahipsiz bırakılmaz.
AKP iktidarı Kültür Bakanlığı’nı sanki dostlar alış verişte görsün diye kurduğu için aslında Türkiye’de hemen bütün sanat grupları sahipsizdir.
Ama hiçbir sanat grubu İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın durumuna düşürülmemiştir.
Orkestra bugün konserlerine devam edebiliyorsa bu da iki CHP’li belediye sayesindedir.
Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat Merkezi’nin, Kadıköy Belediyesi ise Caddebostan Kültür Merkezi’nin salonlarını haftanın belli günlerinde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’na ayırmıştır.
Bir orkestranın her hafta bir başka mekanda konserleri sürdürmesi ve provalarını da bir başka mekanda yapması sanatsal bir işkencedir.
Bu yetersiz koşullara rağmen orkestra yine de olağanüstü konserlerle izleyicilerin karşısına çıkıyor.
29 Ocak’taki konseri ünlü Şef Gürer Aykal yönetti.
Gürer Aykal, son derece nazik ve sakin bir şeftir ama son derece titizdir. Provalarda en ufak bir ödün vermez.
Konserden sonra da her sanatçının emeğinin hakkına saygı gösterir ve onları izleyiciye takdim eder.
Konser, İlyas Mirzayev’in Keman Konçertosu ile başladı. Solist Olgu Kızılaydı.
Olgu Kızılay CV’si parlak bir sanatçı.
Müzik eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuarı’nda tamamlayan sanatçı, yüksek lisansını Fransa’da Strazburg Ulusal Devlet Konservatuarı’nda yaptı ve altın madalya alarak mezun oldu.
Miryazev’in Keman Konçertosu’nu başarılı bir şekilde çaldı.
Daha sonra Bas Hakan Tıraşoğlu sahneye geldi ve Guiseppo Verdi’nin Don Carlos Operası’ndan Flippo’nun Aryasını, Çaykovski’nin Yevgeni Onegin Operası’ndan Gremin’in Aryasını ve ardından da Ahmed Adnan Saygun’un Bozlak’ını söyledi ve büyük alkış aldı.
Konser, orkestranın çaldığı İgor Stravinsky’nin Bahar Ayini Bale Süiti ile sona erdi.
***

Eğer bir ülkede iktidar sanatı önemsemiyorsa o ülkede sanatsal etkinlikler verimli olmaz.
Sanat’ın içine tükürülür, heykeller ucube olarak tanımlanır ve dilim dilim parçalanır, tiyatrolar ayakta durabilmek için çırpınır, sinema emeklemekten bir türlü kurtulamaz, müzik insanları bin bir engelle karşılaşır, yazar çizer özgürce kalem oynatamaz.
Türkiye buna çok iyi bir örnektir.

Bilgiyi Paylaş

Yorum Yazınız